Şeymanur Aklan: “Zafer Partisi Gençlik Kolları olarak bizler bu vatanın suskun gençleri değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğiyiz. Yarın kutlayacak olduğumuz cumhuriyetimizin 102. yılında da sözümüz dün olduğu gibi nettir: Türk gençliği, çetelere, ihmal zincirine ve kirli düzene teslim olmayacak. Emekçinin, öğrencinin, mazlumun sesi olmaya; adaletin sustuğu yerde sözümüzü yükseltmeye devam edeceğiz. Atatürk’ün emanet ettiği bu Cumhuriyeti; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillerle yarınlara taşımaya kararlıyız.”
Zafer Partisi Gençlik Kolları Sözcüsü Şeymanur Aklan, Türk gençliğinin gündemine ilişkin haftalık basın toplantısında konuştu. Aklan’ın açıklamaları şu şekilde:
“BUGÜN TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN 102. YAŞI VE BİZ ÇOCUKLARIMIZI KORUYAMIYORUZ”
“Yarın kutlayacak olduğumuz Cumhuriyetimizin 102. yıl dönümünde, milletçe bir kez daha gurur, minnet ve kararlılıkla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı aydınlık yolu bir basın toplantımızda daha sizlerin huzurunda selamlıyoruz.
Topraklarımızda bayrağımız inmesin, Türk milleti esaretin zincirine vurulmasın diye can verenlerin mirasıdır bu Cumhuriyet. Bugün biz Türk gençleri; şehitlerimizin kanıyla, atalarımızın alın teriyle kurduğu devletimizi yalnızca kutlamakla değil, korumakla ve tamamlamakla da yükümlüyüz. 102 yıl önce yakılan o ilk meşalenin ışığıyla, aynı heyecanla, aynı inançla: Yaşasın milli, laik ve üniter Türkiye Cumhuriyeti!
Ancak bu coşkunun gölgesinde, yüreğimizi yakan gerçeklerle karşı karşıya olduğumuzu da biliyoruz. Tekirdağ’da, 16 yaşındaki Mustafa Eti, çalıştığı tuğla fabrikasında soğuktan korunmak için tenekede yaktığı ateşin içinde can verdi. Henüz çocuktu ve hayatın başındaydı. Evinde, yatağında huzurla uyuması gereken bir yaştayken, üretim bandında, tiner dumanlarının içinde yanarak vefat etti Mustafa. Bir Cumhuriyet evladı, yoksulluğun ve ihmalin ateşinde göz göre göre yitip gitti. Mustafa’nın adı bir istatistik değil, bir vicdan muhasebesidir. Evet bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin 102. yaşı ve biz çocuklarımızı koruyamıyoruz.
Adaletsizlik bitmiyor. Gaziantep’te, 13 yaşındaki Fatih, 15 yaşında biri tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetti. Ankara Keçiören’de Yiğit Cem Altınok, frenleri kasıtlı olarak bozulmuş bisikletiyle 8 metrelik duvardan düşerek hayatını kaybetti. Sokaklar artık oyun alanı değil korkunun ve şiddetin adresine dönüştü. Oysa bu çocuklar, Türkiye’nin geleceğiydi ama artık birileri için ‘dosya numarası’ oldular.
Ahmet Minguzzi davasında verilen karar da bu adaletsizliğin başka bir yüzüdür. Katillerden ikisine ceza verilirken, Ahmet’in önünü kesip yerini gösteren iki sanık ‘yardım’ suçundan tahliye edildi. Bu karar, adaletin terazisini kıran bir utançtır. Bir çocuğun ölümünde, ‘gösteren’ ile ‘öldüren’ arasına fark koyan bir vicdan, artık adaletin değil çürümenin bir parçasıdır. Bu hafta İstanbul’daki adliyede, genç yaşta sokak çetelerine kurban verdiğimiz kardeşimiz Ahmet Minguzzi’nin ailesinin yine yanındaydık, onları yine yalnız bırakmadık. Minguzzi ailesinin yanında dimdik durduğumuz gibi Türkiye’de mağdur olan tüm gençlerin ve ailelerinin yanında duracağız ve adaletin peşinde kararlılıkla yürümeyi sürdüreceğiz.

“TÜRK GENÇLERİ OLARAK BİZLER GÜCÜN HAKKINA DEĞİL, HAKKIN GÜCÜNE İNANMAK İSTİYORUZ”
Bu hafta bir başka acı tablodan daha bahsetmemiz gerekiyor. 9 Temmuz 2024’te, Kızılay Başkanının kızı Zehra Kınık, neden olduğu trafik kazasında 17 yaşındaki Batın Barlas Çeki’nin ölümüne sebep oldu. Bilirkişi raporunda Zehra Kınık, asli kusurlu bulundu. Ancak mahkemenin vermiş olduğu 4 yıl 2 ay hapis cezası, ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ kararıyla adeta buharlaştı. Zehra Kınık bir gün bile cezaevinde kalmadı. Babasının deprem bölgesinde çadır sattığı, depremzedenin umudunu ticarete çevirdiği ülkemizde kızı da cezasızlığın adeta sembolü oldu. Bir gencin hayatı sona erdi, ama adalet yine güçlü olanın yanında durdu. Oysa Türk gençleri olarak bizler gücün hakkına değil, hakkın gücüne inanmak istiyoruz.
Eğitimde de durum çok farklı değil. Liselerde, gençler şiddet ve ideolojik sapkınlıklarla karşı karşıya kalabiliyorlar. Bir sınıfta, devletin milyonlarca lira harcayarak aldığı akıllı tahtada terörist propagandası yapılıyor. Ülkenin başka bir köşesinde, kız yurtlarının önüne giden ilginç gruplar tuhaf sesler çıkararak kız öğrencileri rahatsız ediyor, yurtlardaki güvenlik ve yaşam koşullarıysa her geçen gün daha kötüleşiyor. Bir diğer okulda demir kapı çocukların üzerine düşüyor, yaralananlar oluyor. Birinde 12 yaşındaki Samet’in koluna kapının kolu saplanıyor, bir servis kazasında, çocuğu öğrenci, 5 can yitiyor; Milli Eğitim Bakanlığı kusurlu bulunuyor, ama tazminat bile ödemiyor. Bu çocukların hepsi aynı sistemin mağdurudur. İhmale, vurdumduymazlığa ve sorumsuzluğa terk edilmiş bir neslin çocuklarıyız biz.
Bir kez daha görüyoruz ki, gençlerimizin geleceği güvenlik zafiyetleri ve sorumsuz yönetimlerle tehdit altında. Kamu üniversitelerine yerleşmek için umutla tercih yapan öğrencilerin listeleri, izinsiz girişlerle farklı bölümlere yönlendirildi; bazı tercih listeleri tamamen silindi, bazılarıysa ücretli ve burslu bölümlere atıldı.
ÖSYM ise durumu şöyle açıkladı: Kullanıcı bilgileri sızdırılmadı, bu sorun adayların şifrelerini paylaşmasından kaynaklandı. Neyse ki sonradan listelerin ilk hali kabul edildi. Biz kendi şifrelerimizi güvenli tutarken, ülkemizin en kritik eğitim verilerinin güvenliğini sağlamaktan aciz olan ÖSYM’nin bu durumu da konuşulmalıdır. Bu ülkenin gençleri, yetkililerin kendi ihmallerini örtbas eden sözlerine muhtaç değil, geleceklerini çalacak bu sistemsel ihlallere karşı uyanık ve kararlı bir mücadeleye ihtiyaçları var.

“GENÇLERE ‘DÜRÜST OLUN’ DERKEN, MİLYONLUK BAHİS HESAPLARINA GÖZ YUMAN BİR DÜZENİN HİÇBİR SAMİMİYETİ KALMAMIŞTIR”
Bugün sporda da durum farklı değil. Türk futbolu bugün sadece sportif değil, ahlaki bir çöküşün içindedir. TFF Başkanının itirafıyla, 152 hakemin bahis oynadığı, bir hakemin 18 bin kez işlem yaptığı bir düzende artık ’fair play’ değil, kirli para hüküm sürmektedir. Gençlerin ilham alması gereken sahalar, görünen o ki bahis baronlarının oyun alanına dönüşmüş durumdadır. Bahis sistemini yıllardır reklamlarla besleyen ve görmezden gelen iktidar, bu yozlaşmanın sorumlusudur. Gençlere ‘dürüst olun’ derken, milyonluk bahis hesaplarına göz yuman bir düzenin hiçbir samimiyeti kalmamıştır.

“SİYASET DEĞİL, VATAN MÜDAFAASI YAPIYORUZ”
Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta Aydın’da tatsız bir olay da oldu. Aydın’da bir grup, standımıza ve arkadaşlarımıza saldırdı. Hukuki olarak bizler tüm haklarımızı kullandık. Genel Başkanımız da bu konuyla ilgili bir açıklama yaptı ve yaralanan arkadaşlarımızla da bir araya geldi. Zafer Partisi olarak ertesi gün aynı yerde tekrar standımızı açtık. Bu tarz saldırıların bizi yıldırmadığını, aksine çalışma azmimizi daha da körüklediğini bir kez daha paylaşmak isterim. Bizler hep aynı şeyi söylüyoruz. Siyaset değil, vatan müdafaası yapıyoruz.
Gençlik Kolları başkanlarımıza ve mensuplarımıza önemli bir duyuru da yapmak istiyorum. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Gençlik Kolları İl Başkanları Toplantımızı gerçekleştireceğiz. Çankırı Ilgaz’da 3 gün sürecek olan bu toplantımız, önceki yıllardan farklı olarak kapsamı daha genişletilmiş bir şekilde gerçekleştirilecek. Bu toplantıda, gençlik meclisimizin temellerini atacağımız için, Zafer Partisi Gençlik Kolları Genel Merkezi olarak toplantı içeriklerini ve eğitim programını titizlikle planlıyoruz ve yoğun bir şekilde buraya odaklanmış durumdayız.
Zafer Partisi Gençlik Kolları olarak bizler bu vatanın suskun gençleri değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğiyiz. Yarın kutlayacak olduğumuz cumhuriyetimizin 102. yılında da sözümüz dün olduğu gibi nettir: Türk gençliği, çetelere, ihmal zincirine ve kirli düzene teslim olmayacak. Emekçinin, öğrencinin, mazlumun sesi olmaya; adaletin sustuğu yerde sözümüzü yükseltmeye devam edeceğiz. Atatürk’ün emanet ettiği bu Cumhuriyeti; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillerle yarınlara taşımaya kararlıyız. Türk gençliğinin sesi, Atatürk gençliğinin sarsılmaz iradesi olarak, adalet için, onur için, bağımsız Türkiye için mücadelemizden bir an olsun vazgeçmeyeceğiz. Cumhuriyetimizi emanet alan Türk gençliği olarak emanetimize sahip çıkıp cumhuriyetimizi ebediyen yaşatacağız. Yaşasın Türk milleti, yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!”








İlk yorum yapan siz olun