Ben hayatım boyunca hiçbir mahkeme salonunda sanığın savunması veya avukatın savunması sonrası alkışlanıldığını duymadım da, görmedim de. Sayın Savaş Özdağ’ın, Kahraman Berk’in, Sayın Murat Yıldız’ın yapmış olduğu her savunmadan sonra müthiş bir alkış koptu. Sayın Genel Başkanımızın “Sayın Hakim, adalet istiyorum” demesinden sonra yine büyük bir alkış koptu.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Sayın Ümit Özdağ, 19 Ocak 2025’te partisinin Antalya’da düzenlediği toplantıda yaptığı konuşmada, “Cumhurbaşkanına hakaret suçu” işlediği gerekçesiyle 20 Ocak’ta gözaltına alındı.
İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın açtığı soruşturma dosyası içinde yeni bir soruşturma açılmadan, gözaltına alındığı fiilin dışında “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” iddiasıyla 21 Ocak’ta tutuklandı. Tutuklanmasına ilişkin davanın iddianamesi hazırlandı, mahkeme iddianameyi kabul etti. Ümit Özdağ, 11 Haziran’da, 142 gün sonra ilk defa mahkemeye çıktı.

Duruşmanın görülmesinin ardından Özdağ’ın avukatlarının savunma için süre istemesi üzerine mahkeme, karar duruşmasının 18 Haziran günü görülmesine karar verdi. Mahkeme, Özdağ’ın üzerine atılı suçun sabit görüldüğüne kanaat getirerek 2 yıl 4 ay 3 gün hapis cezasına hükmetti. Özdağ’ın 148 gün cezaevinde kaldığı göz önünde bulundurularak herhangi bir adli kontrole gerek olmadan tahliyesine karar verildi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Sayın Ümit Özdağ, 148 günlük tutukluluk sonrası Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan tahliye edildikten sonra yaptığı açıklamada, “5 ay beni tek kişilik bir hücrede tuttular. Hiçbir suçunuz yok. Hiçbirimizin anayasal ve yasal hakları güvence altında değil” dedi.

Ümit Özdağ daha sonra, Zafer Partisi İstanbul İl Başkanlığı, Silivri İlçe Başkanlığı’nın öncülüğünde kurulan “Zafer Otağı”nı ziyaret etti, partililerle selamlaştı.
Özdağ, “Zafer Otağı’nı kurup her gün karda, kışta, kıyamette nöbet tutan kardeşlerime teşekkür ediyorum. Bu sadece bir zafer nöbeti değil, demokrasi ve hukuk nöbetiydi” dedi.
Özdağ, “Zafer Otağı’nı kurup her gün karda, kışta, kıyamette nöbet tutan kardeşlerime teşekkür ediyorum. Bu sadece bir zafer nöbeti değil, demokrasi ve hukuk nöbetiydi” dedi.
Silivri’de tahliye olduktan sonra şükür namazı kılmak isteyen ancak jandarmanın engeline takılan Özdağ, şükür namazını ancak Ankara’ya döndükten sonra Hacı Bayram Veli Camisi’nde kıldı.
Prof. Dr. Sayın Ümit Özdağ’ın tahliye duruşmasına; siyasiler, avukatlar, yerli yabancı basın mensupları, Zafer Partililer ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Duruşmaya katılan Zafer Partisi Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Altuğ Ömür Uçar süreci Haberiniz.com.tr editörlerinden Taylan Balcı’ya değerlendirdi.
TAYLAN BALCI
Sayın Ümit Özdağ tahliye oldu. Bu süreçte yaşananlar malum. Tutukluluk ve yargılama sürecine sizde şahit oldunuz. Bu süreçteki yolculuğunuzdaki gözlemleriniz nelerdir?
ALTUĞ ÖMÜR UÇAR
Davaya mutlaka gitmek, güç ve gönül birliğimizi orada sergilememiz gerekiyordu. Bu arada avukatım Egemen Tomak Bey ile birlikte gittik. Egemen bey aynı zamanda Savaş Özdağ bey’in de sınıf ve yakın arkadaşı.
Sayın Genel Başkanım, Ocak ayında tutuklandıktan sonra kendisini üç kez ziyaret etmek istedim. Birinde çok yoğun ziyaretçi trafiği vardı o gün görüşmek artık mümkün değildi. İkincisinde ise aile görüşmesi vardı, üçüncüsünde ise sadece birinci derece yakınları ile görüşme yapabilecekti, ne yazık ki nasip olmadı. Sonrasında da rutin kontroller için hastaneye götürüldü.
Davaya mutlaka gitmek, güç ve gönül birliğimizi orada sergilememiz gerekiyordu. Bu arada avukatım Egemen Tomak Bey ile birlikte gittik. Egemen bey aynı zamanda Savaş Özdağ bey’in de sınıf ve yakın arkadaşı.
Silivri Cezaevi çok büyük. Devasa, ürkütücü ağır bir atmosfere sahip. Davadan bir gün önce yola çıktık akşam saat altı yedi sularında İstanbul’daydık. İnanılmaz bir izdiham olacağını biliyorduk ve amacımız bu tarihi davada sabah erken saatlerde mahkemede bulunmaktı. Otelimize yerleşmeden, otağımızı ziyaret ettik. Zafer Otağı’nda Tefenni Belediye Başkanımız Ümit Alagöz bey, Ali Dinçer Çolak bey, Erzurum İl Başkanımız Abdülhamit bey, birkaç genel idare üyemiz, gençlerden oluşan muhteşem gönüllü avukatlar topluluğu ve Mehmet Harun Yüksel bey oradaydı. Bizim ortam çok neşeliydi, Hocamızın tahliye olacağına inancımız tamdı.
Bir önceki davada olan, hakim ve savcıların tavırlarından bahsedildi. Avukatların şöyle bir görüşü vardır; “eğer bir mahkemede hakim ve savcı tutuklulara veya sanıklara çok iyi davranıyorsa bilin ki o davadan ağır ve sanık aleyhinde olumsuz bir karar çıkacaktır” diye düşünülür. Bir hafta önceki davadan tahliye veya sonuç çıkmamasını buna bağlıyorlardı. Sayın Genel Başkanımın avukat ekibi, ilk duruşmada müthiş bir zeka ortaya koyarak bir haftada uzatma almak istediklerini belirttiler. Zira bu savunmanın çok farklı olacağını biliyorlardı. Savaş Özdağ, hafta içinde Sözcü Televizyonu’na verdiği demeçte açıkça dile getirmişti “görünmeyeni göstereceğiz” ve dediklerini de yaptılar.
Sayın Savaş Özdağ bu duruşmada Türk toplumunun 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda, 2000’lerde çocuk istismarına karşı gösterdiği tepkileri ortaya koydu.
Bu iğrenç eylemi gerçekleştirenin Suriyeli, Afgan, Türk olmasının ya da Hristiyan, Müslüman olmasının hiçbir önemi yok. Önemli olan bir kişinin savunmasız olan bir çocuğa cinsel istismarda bulunması. Esas infialin bu sebepten gerçekleştiğini saldırıyı gerçekleştiren kişinin Suriyeli olmasından ya da tepki veren insanların milliyetçi olmalarında kaynaklanmadığını, savunmasız bir çocuğa tecavüzden kayaklandığını bunun benzeri örneklerinin Türkiye’de defalarca yaşandığını gösteren bir slayt gösterisi ile mahkeme huzurunda sundu.
Kayseri’de insanlar, erişkin bir erkeğin savunmasız bir çocuğa yapmış olduğu hunharca eyleme Türk toplulumu olarak cezalandırma duygusu ile yaklaştı. Sayın Savaş Özdağ savunmasında bu konuyu çok etkileyici bir biçimde dile getirdi.
TAYLAN BALCI:
Peki, Sayın Ümit özdağ tam olarak Kayseri Olayları’nın neresinde duruyordu?
ALTUĞ ÖMÜR UÇAR
Sayın Genel Başkanımız Ümit Özdağ her zaman itidalden yana oldu. Kayseri’de meydana gelen olaylarda iddia edilenin aksine, olayın gidişatının kolluk kuvvetlerine bırakılması gerektiğini ve Kayserili vatandaşların itidalli olması gerektiğini belirten birçok sosyal medya paylaşımları mevcut.
Buna rağmen Kayseri’de meydana gelen infialle ilgisi olmadığı halde paçavra niteliğinde alelacele hazırlanmış olan imzasız ne olduğu belli olmayan yok hükmünde sayılacak belge üzerine konuşuldu ve mahkeme heyetine çok net bir şekilde bu arz edildi.
Mahkeme açılışında savcı konuyu zincirleme suça sokmaya çalışarak, ağırlaştırılmış şekilde ceza verilmesini talep ederek yedi yıl on aya kadar hüküm giymesini talep ederek istenilen cezanın, Sayın Genel Başkan’ın anayasal hakkı olarak tutuklu kaldığı günlerin cezasından mahsup edilmesinin gerektiğini beyan etti. Bu talep üzerine Sayın Ümit Özdağ’da haklı olarak müthiş bir öfke oluştu.
“Sayın savcı şu anda siz hukuk katliamı yaptığınızın farkında mısınız?”
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Fakat büyük zeka, eğitim ve aileden gelen özellikleriyle bu öfkeyi frenledi ve Sayın Savcı’ya dönerek;
“Sayın savcı şu anda siz hukuk katliamı yaptığınızın farkında mısınız?” dedi. Savcı Sayın Özdağ’ın sözleri ile ilgilenmiyor gibi bir tavır takınınca; ”Sayın savcım ben size bakarak konuşuyorum, lütfen tepki verir misiniz” dedi. Yine de savcı tepki vermekten kaçındı. Sayın Özdağ bu tavır karşısında, “Eğer mahkemenin bir adaleti yoksa Allah’ın adaleti olduğuna inanıyorum ve adaletin er geç tecelli edeceğini biliyorum” diyerek üsteledi.
Sayın Ümit Özdağ tüm mahkemenin gözü önünde, çok zekice kendinden emin bir vücut diliyle; “hayır sayın hakim sadece adalet istiyorum dedi.”
Öğleye doğru savunmalar bitti. Sayın Hakim nezaket gereği;“Sayın Özdağ yemek arası verelim mi? Aç mısınız? Yemek yemek ister misiniz?” diye sordu.
Sayın Ümit Özdağ tüm mahkemenin gözü önünde, çok zekice kendinden emin bir vücut diliyle; “hayır sayın hakim sadece adalet istiyorum dedi.”
Ve saat on üçte davaya ara verildi. Saat on dörtte herkes tekrar duruşma salonuna geldiğinde inanılmaz bir heyecan vardı.
Bu arada hakim Türk Ceza Kanunları gereği mahkemelerde herhangi bir görüntü ve ses kaydının alınamayacağını, alan olursa hakkında işlem yapılacağını net olarak açıklamıştı. Birkaç kişi bu konuda girişimde bulundukları için uyarıldı hatta salondan çıkarıldı.
Hakimin kararı okuması sadece otuz saniye sürdü.
“Gereği düşünüldü, sanığın tahliyesine ve iki yıl dört ay hapsine hükmedilmiş gerekçeli karar duyurulacaktır” dedikten sonra mahkemede bir alkış tufanı koptu. Hocamızın tahliye haberi tabi ki muazzam sevinç ile karşılandı. Ama iki yıl dört ay ceza almış oldu. Davanın kesinleşmesi halinde ne yazık ki siyasi yasak da beraberinde gelecek.
Bu konuda biz yine ilahi adaletin gerçekleşeceğine inanıyoruz, fakat bilinmeli ki bu hukuksuz bir hükümdür.
Ben hayatım boyunca hiçbir mahkeme salonunda sanığın savunması veya avukatın savunması sonrası alkışlanıldığını duymadım da, görmedim de. Sayın Savaş Özdağ’ın, Kahraman Berk’in, Sayın Murat Yıldız’ın yapmış olduğu her savunmadan sonra müthiş bir alkış koptu. Sayın Genel Başkanımızın “Sayın Hakim, adalet istiyorum” demesinden sonra yine büyük bir alkış koptu.

Hatta zaman zaman, ayakta alkışlanmaya doğru giderken hakimin sert uyarıları sonucu insanlar oturmak zorunda kaldılar. Bu tablo bence çok önemli bir anekdottu.
Cep telefonu toplamak yasak olduğu halde cep telefonlarını topladılar. Sadece Genel Başkan yardımıcılarına ve avukatlara telefon taşıma müsaadesi verdiler. Sanki onlar bir şey yapmayacakmış gibi.Bu yöntemin büyük bir haksızlık olduğunu düşündüğümü açıkça belirtmek isterim.
Duruşma bittikten sonra koridordan çıkmak mümkün olmadı.
Bu tablonun görülmesi gerekirdi, ağlayanlar, birbirine sarılanlar, şokta olanlar, kurt işaretiyle muazzam tezahüratlar yapanlar, bozkurtlar üzerinde yapılan tezahüratlar, Özdağ üzerinde yapılan tezahüratlar, Mustafa Kemal’in askeriyiz vurguları, insan ağlamaması mümkün değildi. Herkes birine sarıldı biz de tabii ki ister isemez sarıldık, dertleştik, ağlaştık yani muazzam bir heyecandı. Sayın Ümit Özdağ’ın tahliyesi en az iki buçuk üç saat sürdü ne yazık ki bekleyemedik.
TAYLAN BALCI
Cezaevi, Sayın Ümit Özdağ’ın psikolojisine ve fizyolojisine nasıl yansımış gözlemleriniz nelerdir?
ALTUĞ ÖMÜR UÇAR
Tabi ki, gözlemlerimden bahsedeyim. Ciddi şekilde kilo vermiş. Kendisi, atması gereken kilolardan kurtulduğunu belirtse de tabi ki yıpranmış. Temennimiz elbette kilo alması yönünde değil ama hem ruh hem bedenin toparlanmasıdır.Kolay bir durum değil haksız hukuksuz aylarca hapis yatmak. Üstelik dışarda gerçekleşen bir çok olay karşısında eli kolu bağlı kalmak, vatansever bir Türk evladı için ziyadesi ile zor.
Zaten dikkat ederseniz çıkar çıkmaz, dinlemeden ailesinin yanına uğramadan Genel Merkez’e koştu, zira bizlerde artık ailesinin bir parçasıyız.
Hocam şunu dile getirdi: “Biz tabii ki dedi kendimizi bu süreçleri hazırlamıştık. Siyasete girmek böyle bir şey. Bu durum malesef ailemin daha önce yaşadığı travmatik bir olay… Zira babam da bu süreci yaşadı ben de yaşıyorum.”
Biz de Sayın Genel Başkanımızı karşılamaya gittik. Aşağı yukarı dörtyüz, beşyüz kişi parti sokağını trafiğe kapatmıştı. Muazzam bir tezahurat vardı, Genel Başkanımız ZP plakalı makam aracı ile Zafer Partisi Genel Merkezi’ne geldi. Sayın Ali Şehirlioğlu’na vekaleten vermiş olduğu görevi şeklen devraldı, herkesin elini sıkarak odasına girdi. Bizde beraber odasına girdik fakat bilindiği üzere, kadınlar her zaman daha anaç anlayışlı bir yapıya sahip. Partimizin mensubu hanımefendiler, hocamız dinlensin yalnız bırakalım diyerek makam odasından ayrıldılar. Bir hayli yoğun bir hasret vardı biz biraz daha kaldık.
Yüz 148 gün 20 metrekarelik bir hücrede Sayın Ümit Özdağ gibi hiperaktif bir adam için elbette yıpratıcı bir süreç.
Hocam şunu dile getirdi: “Biz tabii ki dedi kendimizi bu süreçleri hazırlamıştık. Siyasete girmek böyle bir şey. Bu durum malesef ailemin daha önce yaşadığı travmatik bir olay… Zira babam da bu süreci yaşadı ben de yaşıyorum.”

Çok duygusal anlardı benim için. Hepimiz, yaşımız kaç olursa olsun ana kuzusuyuz ve kurban olacağımız tek yer vatandır. Gece 01.00 gibi Genel Merkez’den ayrıldım, izlenimlerim bunlardı.
TAYLAN BALCI
Sayın Ümit Özdağ her ne kadar cezaevinden kısıtlı imkanlarla gündeme dair değerlendirmeler yapsada 148 günlük bir ayrılık mevcut. Bundan sonra Zafer Partisi’ni nasıl bir performans bekliyor?
ALTUĞ ÖMÜR UÇAR
Görüldüğü üzere Zafer Partisi’nin oyları yükseliyor.Aslında Zafer Partisi hak ettiği yere geliyor. Bunun adını koymak lazım, zaten bizim olan oylarımız geri dönmeye başladı.
Bu durumda çok önemli iki etken var. Bunlardan birincisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin üst kademe yetkililerinin yapmış olduğu görünür hatalar.
İkincisi Türk Milliyetçiliği gerçekten uyanış halinde!
Görüldüğü üzere Zafer Partisi’nin oyları yükseliyor.Aslında Zafer Partisi hak ettiği yere geliyor. Bunun adını koymak lazım, zaten bizim olan oylarımız geri dönmeye başladı.
Bu durumda çok önemli iki etken var. Bunlardan birincisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin üst kademe yetkililerinin yapmış olduğu görünür hatalar.
İkincisi Türk Milliyetçiliği gerçekten uyanış halinde oluşu!
İnancını kendi içinde yaşayan hangi inanca mensup olursa olsun Türk Milliyetçiliğini esas alan gençlerimiz var. içlerindeki vatan aşkı onları korkusuz kılıyor. Tıpkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de; “size ölmeyi emrediyorum” dediğinde, siperlerinden fırlayıp ölüme koşan atalarımız gibi.
Şunu herkes net olarak bilsin dış dünya bu ruhtan çok korkuyor!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk bizim kıblemizdir. Atatürk’ün bize gösterdiği idealler doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz. Fakat unutmamamız gereken çok önemli birşey var. Bizim yüzlerce Mustafa Kemal yaratmamız gerekiyor.
Kendimize olan özgüvenimizin tazelenmesi için Atatürk’ün şu sözünü asla unutmayalım. “Yaradılışımda bir fevkaladelik varsa, o da Türk olarak Dünya’ya gelmemdir” Ata’mız bu sözüyle, bu mucize hepinizde var diyor.
Yine Gençliğe Hitabe’ye bakalım!
” Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir” diye başlıyor ve “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diye bitiyor.
İşte biz bu sözleri ülkü edinerek korkmadan, yolumuzda Sayın Genel Başkanımızın rehberliğinde Zafer Otağı’nı büyütmeye devam edeceğiz.
TAYLAN BALCI
Ümit Özdağ neden içeride kalmalıydı?
ALTUĞ ÖMÜR UÇAR
Zaten Alparslan Türkeş’in çok önemli bir cümlesi var.” Her kim ki Türkiye’ye Atatürk’e düşmansa bilin ki onlar zamanda muhalefet ettiklerimizin Anadolu’da kalan tohumlarıdır.”
Ümit Özdağ’ın hapse atılmasına en çok sevinen Furkan Bülükbaşı’dır. Bu türevler ne idüğü belli olmayan, hangi ırk veya hangi emellerden beslendiği de belli olmayan, Anadolu’ya sonradan göçmüş ve maalesef burada kalmış belirsiz ırkların tohumudur.
Zaten Alparslan Türkeş’in çok önemli bir cümlesi var.” Her kim ki Türkiye’ye Atatürk’e düşmansa bilin ki onlar zamanda muhalefet ettiklerimizin Anadolu’da kalan tohumlarıdır.”
Bölükbaşı ne olduğu belli olmayan bir adam. Sadece şu anki iktidarın desteğini hisseden ve şu anki iktidar tarafından da farkında olmadan kullanılan bir aparat.
Yarın bir gün O ve onun gibiler içeri girecek, bekleyin ve görün içeri girecekler ve bir daha asla gün yüzü göremeyecekler.
Bu vatana ihanet eden kim varsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin adalet terazisinden hakkını alacak.

TAYLAN BALCI
Sizce Sayın Ümit Özdağ Silivri’den çıktıktan sonra “Nerede kalmıştık?” diyerek nasıl bir mesaj verdi?
ALTUĞ ÖMÜR UÇAR
“siz sadece, hayatımdan kısa bir süre gasp edebilirsiniz aklımı, yaşantımı ülkümü gasp edemezsiniz”
Nerede kalmıştık? diyerek Sayın Genel Başkanım çok keskin bir mesaj verdi. Bu eylem ve söylem, “siz sadece, hayatımdan kısa bir süre gasp edebilirsiniz aklımı, yaşantımı ülkümü gasp edemezsiniz” demekti!
TAYLAN BALCI
Gençlerin Zafer Partisi’ne yoğun ilgisi var. Sayın Özdağ’ın tutuklanması ve tahliyesi Türk gençliği üzerinde nasıl bir etki bıraktı?
ALTUĞ ÖMÜR UÇAR
Pırıl pırıl bir gençliğimiz var fakat uzun yıllardır yaşanan siyasi olumsuzluklar, eğitimden ekonomiye varana kadar her alana yansıdı ve gençliğimiz inancını kaybetmesine neden oldu.
İsrail ve Siyonist rejim, dini odaklı olmayan, vatanına bağlı, gözü kırpmadan canını verebilecek kendini Mustafa Kemal’in askeri olarak nitelendiren, donanımlı eğitimli bir gençlikten inanılmaz korkuyor.
Şunu net görmek lazım, “Türk Gençliği muazzam. Türkçü aydınlanma yolunda ilerliyor. Dini kendi içinde yaşayan dışarıya yansıtmayan, Atatürk’e yürekten bağlı bir nesil yetişiyor ve kar topu gibi büyüyor.
İşte özellikle İsrail’in korktuğu en büyük gelişme. Siyonizm için ılımlı İslam kılıfı, yönetecekleri gruplar açısından çok önemliydi. İsrail ve Siyonist rejim, dini odaklı olmayan, vatanına bağlı, gözü kırpmadan canını verebilecek kendini Mustafa Kemal’in askeri olarak nitelendiren, donanımlı eğitimli bir gençlikten inanılmaz korkuyor.

İşte bu noktada Zafer Partisi’nin kırmızı çizgileri Sayın Ümit Özdağ’ın samimi politik yaklaşımı bu uyanmaya başlayan dev olarak nitelediğimiz Türk Gençliği’ne can suyu oldu. Dolayısıyla Sayın Ümit Özdağ’ın hukuksuz tutuklanmasına karşı çıkan en büyük kitle gençlikti. Dolayısıyla tahliyesine de en çok sevinen kesim onlar oldu diyebiliriz.
Yüce Önder Atatürk’ün de dediği gibi “Bizim bütün ümidimiz gençliktedir!”
TAYLAN BALCI
Komşumuz Ortadoğu’da olumsuz gelişmeler var. Bunlardan şu an en önemlisi önce İsrail’in sonrasında ABD’nin İran’ı vurması… Siz savunma sanayi konusunda çalışan bir iş insanısınız. Bu sancılı süreç hakkında fikirlerinizi alabilir miyim?
ALTUĞ ÖMÜR UÇAR
Ortadoğu bizim yaşadıklarımızı yaşamadı!
Bakın hiç bir ülke bizim yaşadığımız gibi bir milli mücadele içine girmedi. Yani bir İran şu an, bizim yaşadığımız sorunlar ile karşı karşıya kalmadı. Fransız, İngiliz, İtalyan, Yunan, Dünya’nın bir ucu, Avusturalya’dan düşman askeri vardı. Bunlar yetmezmiş gibi şimdi katliama uğradıklarını iddia eden Ermeniler, bizi sırtımızdan vurarak birçok katliama imza attı. Bir yandan yokluk, bir yandan Birinci Dünya Savaş’ından çıkmış yorgun bir ordu. Tüm bunları bir düşünün… Cehennemin içinden çıkmış bir Türk Milleti!
Ben işim gereği Afganistan’da 10 yıl, Irak’ta 2 yıl kaldım. Dolayısyla o coğrafya hakkında tecrübelerim oldukça yoğun.
Ben işim gereği Afganistan’da 10 yıl, Irak’ta 2 yıl kaldım. Dolayısyla o coğrafya hakkında tecrübelerim oldukça yoğun. Tarihe baktığımızda bu olayların başlangıcının Şerif Hüseyin olduğu görülecektir. Babasının izini süren Ürdün Kralı Abdullah’ı da unutmamak lazım. Bu aile o dönemde Osmanlı Devleti’ni sırtından vurmuş siyonizmin Ortadoğu’ya yuvalanmasına sebep olmuştur.
Unutulmaması gerekiyor; şu an Ortadoğu’da meydana gelen gelişmelerin tek bir hedefi var o da bölgenin bel kemiği olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti!
Unutulmaması gerekiyor; şu an Ortadoğu’da meydana gelen gelişmelerin tek bir hedefi var o da bölgenin bel kemiği olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti!
ABD, israil’le birlikte tüm Ortadoğu’ya çökerek güçlenip tabiri caizse sırtlan misali, sınırlarımızı kuşatma derdinde. İçerde birliğimizi, dirliğimizi sağlam tutmamız gerekiyor. Ne yapmak gerekir derseniz, vatanperver siyasetçilerin eyleme geçmesi halkı bir çatı altında toparlaması gerekiyor. Bu yüzden Sayın Genel Başkanımız çok önemli bir zaman diliminde özgürlüğüne kavuştu. Gerek içerde gerek dışarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti düşmanlarına geçit vermeyeceğiz.

TAYLAN BALCI
Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz ve gözlemlerinizi aktardığınız için çok teşekkür ederim.
ALTUĞ ÖMÜR UÇAR
Ben teşekkür edrim.





















İlk yorum yapan siz olun